Bu Blogda Ara

Sayfalar

İzleyiciler

21 Mayıs 2010 Cuma

Kurulu hayatlar üzerine

Kurulu hayatlar üzerine

Nedense kurulmazmış kurulu hayatların üzerine yeni hayatlar.. hersey olabilirmiş de-aşk,

mutluluk, seks- yuva kurulamazmış.. Güven olabilir miymiş? yüzlerce kez dokunulan esyalara

baskasının dokunması kolay mı? yıllarla savaşılabilir mi hiç? hele de anılarla.. kim

silebilir fotograflardaki gülümsemeleri.. kim anlayabilir ki birebir yasanılan seyleri??


Ürkütücü bir yalnızlıktır sonradan dahil olunan hayat dahil olan için.. söz söylemeye

bile cekinir kalır kösede.. hele bi de sevgi varsa işin içinde bir sıfır kayıpla baslanılan

bir maçtır yeni hayat..
Yok mudur oysa ki sonradan gelenin geldiği bir yer.. bu çok önemli değildir maalesef.. bir

tarafın altında ezilmeye mahkumdur öteki taraf.. bir köpegin bakışlarındaki tedirginlik

kadar bariz, bir cocugun annesini özlemesi kadar gercektir.. hele de tendeki o yabancılık

yok mu, ölmenin bir baska türüdür bana göre.. kimler dokunmustur bu tene, kimler

sarılmıştır bu bedene ve sen kim bilir neler hissetmişsindir... çıkılması güç bir girdaptır

ve olabildiğince kaçtığında bu düşüncelerden mutluluk o kadar yakındır..

Ellerimle sectiğim yeşil döşemeli koltuklarım vardı bir kaç sene önce.. üzerlerine yumuşacık

peluşlar kestirmiştim soguk kış günlerinde üşümeyelim diye.. sonra halılarım hani şu pofuduk

olanlardan özenle korudugum halılarım.. bir de perdelerim vardı dünyanın parasına alıp da

seninle kavga ettiğimiz perdeler... evimden uzak kaldıgım o kışın baharında kedimi görmek

için gitmiştim artık benim olmayan o eve.. alışılmadık bir sigara kokusu kaplamıştı evimi,

halılarım kirli ve lekeli, koltuklarımın üzerinde yatılmıştı besbelli... içimin nasıl

sızladıgını hatırlıyorum.. ve şimdi bu hayata da emek veren kimler vardı ve şimdi kimlerin

içi sızlıyor merak ediyorum...
Hayaller vardı bir zamanlar birileri için bir yerlerde.. annemle evime mobilya bakmak için

gittiğimiz bir magazada basımızdan geceni paylaşmak istiyorum... değil bir ev kurmak odamı

toplamaktan aciz bir yastaydım.. ama şimdi daha iyi anlıyorum.. çünkü annemde yasayamamıştı

hakettiği gibi... amerika nın muhtesem atmosferinde, paralar pırlantalar içinde ve o

muhtesem evlerde bile yakalayamamıştı.. daha mütavazi olmasına karsın sevgisiyle de

teyet gecmişti mutlulugu.. bizimle beraber orada mobilya bakan bir çift gözümüze ilişti..

mobilya secmekten cok birbirlerine bakıyorlardı.. acayip heyecanlıdılar.. erkek elini bir

an olsun bırakmıyordu kızın.. kız sürekli gülümsüyordu.. pek de mükemmel olmayan mütavazi

dükkanın radyosundan şu şarkı duyuldu;

"Bu akşam yine benim yollarıma bakmışsın

gelmeyince üzülüp perdeyi kapatmışsın..."

Ebru gündeş içli içli söylüyordu.. annemin gözlerinin doldugunu görmemek imkansızdı.. birkaç
kelime mırıldandı..


"keske hersey böyle kalsa, böyle baslasa ve böyle bitse..."


İki gündür kaldığım evin arka bahcesine bakan apartmandan hemen hemen aynı saatlerde kavga

sesleri yükseliyor.. sonra aşagıya tabak ve bardaklar yagıyor.. keşke hersey aynı kalsa...

annemi her gün biraz daha iyi anlıyorum..

Sesler yükseldiğinde, eller kalktığında havaya ve duyduguna inanamadıgın sözler sarfedilince

dudaklardan.. anlıyorsun işte o zaman... bir yerde birileri için hayaller hep vardı ama

artık kalmadı...

Baskalarından kalanlarla paylaşmak zor birini işin özü.. bu akşamın ana teması buydu..

sanırım yeterince anlatmadım.. korktum haksız olmaktan. yok yere kendimi savunmaktan..

üzmekten korktum yazarken bile birilerini.. ama sahit olmak telefon konuşmalarına, eski

fotograflardaki gülümseyen yüzleri görmek- ki gülümsemeler yanınızdaki adama aitse ve pek

de farklılık yoksa gülümsemesinde- beraber alınıp büyütülen bir hayvana duyulan bu sonsuz

sevgiye sahit olmak zor benim için.. kızmak yada kırılmak yok bunda ama bir kadın ruhunun

inceliğine sahipsen ve seviyorsan karsındakini biraz tırmalıyor içini... sıfır numara da

olsa zımpara gibi..

Zor sonradan dahil olmak yeni bir hayata... zor senelerle savasmak.. beraber yapılan

seylerin, beraber alınan esyaların üzerine gelmek zor..



".......Bir kadının elinde taş bezi olmus geceliğimle
sabunlara bulanıp, sürdüm tüm eve tenimi, hissetmedin...
Gelen gidenin söyledikleri taslarda yankılanıp kulagıma degdi, bilmedin...
Bardagımdan su içti biri, camda aksim belirdi, suretim oradaydı ama görmedin...
Ayşenur Yazıcı- kadınlar aglar"

09-09-2009
kadıköy





Hiç yorum yok: