Bu Blogda Ara

Sayfalar

İzleyiciler

9 Mayıs 2010 Pazar

Defolu çıkan hayat ve iyi yürekli çocuklar...

I


uzun boylu ağrılara atıldım

sokaklarda

hırçın rüzgârlara katıldım

iyi yürekli çocuklar sessizce

büyümekte

“dünyanın şavkı kendine,

efkârı bize mi?” demekte;

kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte

kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara

düşmekteydiler

uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler...



iyi yürekli çocuklar

günlerin rahmine yaslarken düşlerini

bazen apansız ölmekte

ölmekteydiler...



ama şalvarları gül desenli döne’ler

yeniden dillenip döllenmekte

doğrulup yeniden dillenmekte

ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden

rüzgârlar esmekteydiler...

(gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar “püsküvit”(!) istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler; sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler... hep aynı nakaratta köhne bir hayat...)

sonra bildik törenler, kanıksanmış itaatler

ve her aşkın künyesine bir gün

dökülen küller...



sonrası pazaryerleri: patates, pırasa vs.

taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da

bu ay da sürüm sürüm

turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda



defolu çıkmış hayat

kimin umurunda!



II

kimin umurunda

yeni donlar giyen eski kadınlar

ve bilumum “öteki”ler

dolup boşalan kültablaları

bozuk sifonlar

şerefsiz adisyonlar

ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar



kimin umurunda

buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı

ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder...



/sürerken ıssızlığın ödül töreni

sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri.../



III

“-vay anasını bu maçı da alamadık abiler

ipne hakemler bizi yine mağlup ettiler!”



iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte

en pahalı düşleri dolara endeksleyip

en ucuz pazarlara sürmekteydiler

sonrası aşkın

ve şarabın şanına düşen gölgeler...



gölgeler

kimin umurunda?

yoruldu yorgunluk da

aşk bir yana, düş bir yana!



paranın sultası düştükçe

düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya

her şey hızla ayrışmakta

üstelik gün ortası, ışıkta!



her şey pazar

ve karmaşa...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni

sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../

IV

iyi yürekli çocuklar sessizce

o aşınmış saçaklarda, yollarda

ısrarla yanlış atlara binip

ısrarla düşmekteydiler...



-yok yoluna geçti geçen günler

..k yoluna kaldı kalan günler geride

bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler?

camları buğulu bir genelev odasında

vizite fiyatına...



solarken

gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar...



V

sürerdi

yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat

“bu maçı da alamazken abiler”

iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte

büyüdükçe kirlenmekte

kirlendikçe ölmekte

öldükçe bilmekte

bildikçe acımakta

acıdıkça görmekteydiler

ki her fırtınadan ve anıdan geride

herkes figüran

yaşamın sahnesinde...



sahnesinde

yaşamın

kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler

minibüslerde demlenmiş ter ve çürük sperm kokusu

sahnesinde

aşklarla rus ruleti

ve tel kaçıran çorapların kederi...



sahnesinde

brüt bir yaşam

net bir ölüm



(bırak rezil gündüzleri

geceye yaslan gülüm!)



VI

iyi yürekli çocuklar o mahallelerden

düzineler halinde geçmekteydiler...

uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce büyümekteydiler



-işte bu vuruşlar sürdükçe

maç mı alınır ulan sayın abiler

ipne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler!



aşkta

düşte

işte

birer

birer

inerken

beyaz

bayrakları



/bizim çocuklar,

bütün maçlarda yenildiler.../





Yilmaz Odabasi

Hiç yorum yok: