Bu Blogda Ara

Sayfalar

İzleyiciler

26 Mayıs 2010 Çarşamba

belki de..

Belki de unuttum sanıyorlar.Yaşam sevincimin gölgesinde kalıyor acılarım. Ama seni özlüyorum. Zaman gectikce özlemim artıyor ve zaman gectikce yasadıgımız tüm güzelliklerle beraber kötülükler de su yüzüne cıkıp bana seninleyken ne kadar tatlı bir uykuda oldugumu ve artık uyandıgımı hatırlatıyor.




Senelerce süregiden bölük pörcük sevdamızı düsünüyorum. Düşünmeye zamanım cok artık. Bir seni düşünüyorum; sözlerini, isteklerini, hayallerini, yaptıklarını…Bir de beni düşünüyorum sonra.. Terazinin bir kefesi digerine göre hep hafif..



Korkarak, heyecanla kimi zaman ve her zaman hasretle yasadıgım, cocuklugumun rüyası, hayatımın yıkılmaz gücüydü sevgin. Senin hep uzaklarda bir yerlere gittiğini düşünüyorum. Bu kadar sevdiğim, gücüne, durusuna bu kadar hayran oldugum adamın ölümüne inanmamı, alışmamı beklemesin kimse.



Kanatlarımın kırıldıgını düşünmüş ve bunu gercekten hissetmiştim. Şimdi kısa mesafe de olsa ucuslar yapabiliyorum. Sen gittin diye durmadı dünya, acılarımızdan da durmadı.. Yabancılaştı, anlamsızlaştı, sıradanlaştı ve baskalastı benim için.. Durmaya çalıştık işte ayakta.. Hani benim için istediğin ama hiçbir zaman veremeyeceğin “düzenli hayat” için harekete hemen gectim. Yaralar aldım bu kısa sürede bile... Ama yaşıyorum…



Senden sonra ne yanık dondurmadan, ne patlıcan salatasından ne de tarhana corbasından tat alamadım. Tombik ellerinle, büyük iştahla hazırladıgın sofralara oturdugum kadar ac oturamadım hiçbir sofraya.. Annemin pişirdiği tarhanada kıymalar topaklaşmıstı sanki… Hiçbir erkeği senin kadar yakıştıramayacagım mutfaga..



Yok yere yaptıgımız kıskançlık kavgalarını hatırlıyorum ara ara.. Sebepsiz üzmüşüz birbirimizi değil de ne kadar sevmişiz diyorum… Seni artık sadece mezarındaki güllerden, karanfillerden kıskanıyorum..



İnsanlar daha acılarını yasamadan agızlarını sonsuz boşluga açtılar.. Konuştular.. Konuştular… İnan hiç birine üzülmedim. En büyük acının seni ne kadar istesem bir daha hiç bulamamak oldugunu biliyordum çünkü… Sadece halime şükrettim. Belki de biraz olsun anladım seni. Benim muhtaç oldugum sevgi sadece sendeydi. Ortasında durdugum insanların gökten zembille inmiş oğlullarıydın sen…



Seni unuttum sanıyorlar belki de.. Yoklugunda en az varlıgında oldugu kadar acı cektim. Ama seni unutmadım. Seni kalbimin en ücra köşesine koyup kapattım kapısını, orada her seyden uzak sadece benimle ol diye. Yaşadıgımız her seyin küçük de olsa anılarını minik kutumda sakılıyor, ara sıra cıkarıp bakıyorum. Elimde sadece birkaç fotograf, birkaç bilet ve bir video var. Senin benim oldugunu senden iyi bilen kimse yok. Seni özlüyorum ve fazlasıyla anıyorum. Bu kötü kader için öylesine üzgün ve çaresizim ki… Bir gün bir yerlerde seni tekrar görmeyi ve sana bu ebedi yolculuga cıkarken fısıldadıgım o cümleyi tekrar söyleyebilmeyi umuyorum… “ Seni Seviyorum”



26/05/2010

Hiç yorum yok: